“Büyük bir iş kazası olarak görüyoruz”

“Büyük bir iş kazası olarak görüyoruz”

Gaziantep İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Çeliktürk, Murat Dai ve Aysu Yıkmış’a özel açıklamalarda bulundu. Geçtiğimiz ay Akkent Cami İnşaatında yaşanan kazada yaşamını yitiren İnşaat Mühendisi Korkut Küçükcan ile ilgili olarak önemli açıklamalarda bulunan Çeliktürk, deprem noktasında da görüşlerini Hakimiyet okurları için açıkladı.
 
“CAMİ İNŞAATLARININ YÜZDE 90’INDA RIHSAT YOK”

Akkent Cami İnşaatında yaşanan kazanın ardından yaşamını yitiren İnşaat Mühendisi Korkut Küçükcan ile ilgili olarak ölümünden kaynaklı sorumlular hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını açıklayan Gaziantep İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Çeliktürk, ““Gaziantep’teki %90’lık kesimdeki camilerin inşaatlarına bakıldığı zaman inşaat ruhsatı alınmadan yapıldığını görüyoruz. Tabi bu yaşadığımız kazayı literatüre geçebilecek cinste ve büyüklükte bir iş kazası olarak görüyoruz” diye konuştu.


 “SİZCE BU KAZANIN BİRİNCİ DERECEDE SORUMLUSU KİM?”

Geçtiğimiz ay maalesef elim bir kaza sonucu İnşaat Mühendisi Korkut Küçükcan’ı kaybettik. Bir Türkiye klasiği olarak bu olayda da ortada hiçbir sorumlu görmek mümkün değil. Sizce bu kazanın birinci derecede sorumlusu kim? Türkiye’de maalesef özellikle cami inşaatlarında ve kamu yatırımlarında ruhsat alınmıyor, ruhsat alınmadan inşaat yapılıyor. Bu bir Türkiye gerçeği. Tek bu camii için değil, Gaziantep’teki %90’lık kesimdeki camilerin inşaatlarına bakıldığı zaman inşaat ruhsatı alınmadan yapıldığını görüyoruz. Tabi bu yaşadığımız kazayı literatüre geçebilecek cinste ve büyüklükte bir iş kazası olarak görüyoruz. Tabi burada, bu tür yerlerde büyük inşaatlar yapılırken bazı standartlara uyulması gerekiyor. Yapılan araştırmalarda inşaatın ruhsatsız olduğu görülüyor.2015 yılında yine bu camii, yerel ve ulusal basında yer aldı. Fakat buna rağmen yine bir değişiklik, herhangi bir ruhsatlandırma olmadığını gördük. Küçük camilerde hızlı yapıldığı için bu tür ruhsat sıkıntıları pek olmuyor ama temel atıldığı günden itibaren Türkiye’nin en büyük camisi konumunda olan bir yerde ruhsat alınmadan bir işe başlamak kesinlikle doğru değil. Biizm basın açıklamamızda da belirttiğimiz gibi özellikle kamu kurumlarımız, belediyelerimiz, devlet dairelerimiz bir yapı yaparken ruhsat çıkarmak zorundalar. Biz nasıl özel sektörde yaptığımız inşaatlarda bir yapı denetim firmasıyla anlaşarak her türlü kanuna ve yönetmeliğe uyuyorsak, Türkiye’de en büyük camii aşamasına gelen bir camiinin de ruhsatı çıkarılması gerekti. Artık bundan sonra iş adli makamlara devrolmuş durumda, sayın savcımız olayla ilgili bilgi ve belgeleri topluyordur. Konuyla ilgili derin ve ince araştırmadan sonra sorumluları tabi açılacak davayla hepimiz göreceğiz.

BU KAZADAKİ İHMALLERİ SIRALAYACAK OLSAK NELER SÖYLERDİNİZ?

2015 yılında yönetmelik değişti. Daha önce ahşap iskelelere izin veriliyordu ama 2015 yılından itibaren artık ahşap iskele Türkiye’de belli koşullara ve ağır şartlara tabi olarak en fazla 13 metrelik  yükseklikte izin veriliyor. Tabi bu verilen yükseklikteki ahşabın, sırıkların kalitesi, cinsi de Türkiye’de standartları çok zor bulunan ahşaplardan yapılmak zorunda. Buradaki en büyük sıkıntı ahşap iskelenin kurumuyla başlıyor. Onun dışında buranın bir sitatik bir mimari projesi mevcut değil. Eğer ruhsatlı bir yapı olsaydı, her türlü projesi, elektrik tesisatı, zemin etüt raporu bunların hepsi burada yapılır, kullanılan betonun kalitesi muhakkak kontrol edilirdi. Burada dökülen betonun kalitesinden bir bilgimiz yok, buranın statik projesinin yeni deprem yönetmeliğine göre kurtarıp kurtaramayacağını gösterecek bir done yok. Buranın bir cami olup olmaması önemli değil. herhangi bir yapıda da bunları konuşmamız gerekiyor. Sıkıntılı bir süreç, bir meslektaşımızı kaybettik, en başta biz inşaat mühendisleri olarak çok ciddi bir değerimizi, dostumuzu kaybettik. Çok üzüntülüyüz ve hala yastayız.



YAPI SAHİBİ TÜZEL KİŞİLİK OLARAK ŞAHİNBEY BELEDİYESİ GÖZÜKÜYOR, BUNCA BÜYÜKLÜKTE BİR YAPIYI SENELERDİR RUHSATSIZ BEKLETMEK ANORMAL BİR DURUM DEĞİL Mİ?

Şöyle söyleyeyim, Türkiye’de bu tür yerler genelde ruhsatsız yapılıyor ama böyle büyük bir kaza inanın dünya literatürüne geçecek türden bir kaza. Düşünün,6500 m2  büyüklüğünde bir yapı, iskeleler çöküyor ve çökme yüksekliği yığılmış halde 10 metrenin üzerinde. Biz içeri girdiğimizde dehşete düştük çünkü böyle bir camide insan kurtarmakta, arama – kurtarma faaliyeti de çok zor yürütüldü. Burada herkes iyi niyetle elinden geldiğince çalıştı, iyi niyetle Korkut beye ulaşmaya çalıştık. Hepimiz 33 saat boyunca mücadele gösterdik. Dediğim gibi burada o büyüklükte bir yer,10 metre yüksekliğinde iskele, bunları çıkarmak çok zor,33 saat boyunca çalıştık ve çok zorlandık, maalesef durum bu.

HUKUKİ OLARAK HANGİ GİRİŞİMLERDE BULUNDUNUZ?

Evet, oda olarak bizim bir üyemiz olduğu için, olayla ilgili savcılığa iki ayrı suç duyurusunda bulunduk. Birincisi olayın aydınlatılması, maddi sorumluluk kimdeyse onun bulunması ile ilgili, ikinci sorumluluğumuzda yaptığımız başvuruda kaçak yapıyla ilgiliydi. Çevreye karşı işlenen suçlar açısından İMO olarak suç duyurusunda bulunduk.

ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINDA BÜYÜK BİR ACZİYET OLDUĞUNU GÖRDÜK, BU BAĞLAMDA GAZİANTEP’İN HERHANGİ BİR DOĞAL AFETTE ARAMA KURTARMA KARNESİ NASIL?

Tek bir olayda bu kadar zorlandıysak, Allah korusun büyük bir olayda Gaziantep’in depreme hazırlıklı olduğunu söylememiz büyük bir hata olur. Biz biliyorsunuz oda olarak iki senedir, üç senedir deprem master planı diye söylenip duruyoruz. Bununla ilgili çok ciddi çalışmalar yaptık, çok ciddi çalıştaylar düzenledik. Çok farklı üniversitelerden hocalar getirdik, burada Gaziantep’te nasıl bir çalışma yapabiliriz diye bunun çalışmasını yaptık. Sonuçlarını da kamuoyuyla, belediyelerimizin ilgili kurumlarıyla, Valiliğimizle, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğümüzle paylaştık. Bunun sonrasında, yerel seçimler öncesinde Büyükşehir Belediyesi ile İnşaat Mühendisleri arasında protokolümüzü yaptık. Biz bir oda olarak, deprem master planında tamamen gönüllü çalışacağımızı beyan ettik. Hatta ihale açılacak, ihalenin şartnamesine kadar, hocalarımız çalıştı, meslektaşlarımız  çalıştı, Korkut bey çalıştı. Çünkü komisyonun üyesiydi, çok ciddi emekleri geçti. Biz bunu belediyemize sunduk, artık belediyemizden bunun ihalesini açıp, ihalesini tamamlayıp hangi üniversiteyle çalışacaksak belirlenip bir an önce çalışmaya başlamamız gerekiyor. Bu çalışmada da depremle, afetlerle ilgili her şey mevcut.



GAZİANTEP’TE OLASI BİR DEPREM VE AFET ANINDA TOPLANMA ALANI OLARAK KULLANILABİLECEK BİR YER NEREDEYSE YOK GİBİ, BUNUNLA İLGİLİ NELER SÖYLEYEBİLİRSİNİZ?

Şimdi her vatandaş uçağa biniyor, bindiği zaman Gaziantep’e yukarıdan bakıyor. Gaziantep gri bir kent. Her taraf da çarpık yapılaşma mevcut. Biz bunu dile getiriyoruz. Belediyelere söylüyoruz, belediye başkanlarımıza da dile getiriyoruz. Gaziantep’te ciddi bir kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Mühendislik hizmeti almamış yapıların oranı %50’nin üzerinde. Yani bu ne demek, Gaziantep orta ölçekli bir depremde enkaz haline gelecek demek oluyor. Çok ciddi sanayicilerimiz, çok ciddi yatırımlar var. Özellikle bu sanayi yapılarımızın çok ciddi değerleri var. Dediğim gibi burada deprem toplanma alanları ve bunun gibi sorunlarımızın hepsi deprem master planımızda mevcut. Bunlar karar verilecek, buralar tescillenecek, öğrencilerimize eğitim vereceğiz, vatandaşlarımıza eğitim vereceğiz. Deprem sırasında özellikle çocuklarımız ne yapacak bunu öğrenecekler. Bakın burada bir Japonya örneği var, her ay neredeyse orta ölçekli bir deprem oluyor ve o insanlar depremle yaşamayı öğrenmişler. Şunu söyleyeyim bizim insanımızı deprem öldürmüyor, bizim insanımızı depreme dayanıksız yapılar oluşturuyor. Gaziantep’te 99 yılından önce yapılan binalar ne durumda, depreme dayanıklılık durumları nasıl en basiti buna bakmamız gerekiyor. Bize bir çok ilimizin odasından, kurumundan telefonlar geliyor, biz de bu deprem master planını yapalım, bize hangi yolları izlediniz vs gibi sorular ve teklifler geliyor. Kısacası bizim bir yerlerden başlamamız gerekiyor.

SİZCE GAZİANTEP’TE YAPI DENETİMLERİ ETKİN OLARAK GERÇEKLEŞTİRİLİYOR MU?

Şimdi tabi yapı denetim firmaları 200m2 üzerindeki inşaat alanının üzerindeki yapıları denetliyor. Fakat dediğim gibi Gaziantep’in zaten şehrin %50’si mühendislik hizmeti almamış yapılardan oluşuyor. Biz o kadar bağırdık, çağırdık anlatmamıza rağmen imar barışı, imar affı gerçekleşti. İmar barışı ileride başımızı çok ağrıtacak, çok teknik bir mesele. Bizi ilgilendiren bir mesele. Gözümüzün önünde iki katlı binalar, üç kata, dört kata çıkarıldı. İstanbul’da bina durduğu yerde çöktü. Yani bizim ders almamız gerekiyor. Biz anlatıyoruz, yetkililerimizi söylüyoruz, bizi de anlıyorlar ama dediğim gibi bu ülkede birilerinin düğmeye basması gerekiyor. Bu ülkede bir daha imar barışı, imar affı yapılmaması lazım.

GAZETEMİZ ARACILIĞIYLA SON OLARAK NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Öncelikle bu vahim olayla ilgili biz gerekli şeyleri söyledik, teknik konulara girdik. Biz tekrar söylüyoruz, kesinlikle ibadet alanları, toplu halde yaşanılan okullar yani kamunun yaptığı her şeyi ruhsatlandırmamız gerekiyor. Çünkü bu binaları bir 3.gözün kontrol etmesi gerekiyor. Çünkü yapan belediye, yaptıran belediye, arsa belediye olursa hiçbir kontrol mekanizması olmuyor burada. bakın belediyedeki kontrolör arkadaşlarımızın yükü çok fazla, yetişemiyorlar zaman belediye ne yapacak, özellikle kamu binalarında, TOKİ binalarında muhakkak yapı denetim firmalarının bu yapıları denetlemesi gerekiyor. Ruhsatsız yapı yapmamamız gerekiyor. Yani Korkut tabi odamızda her zaman yeni mezun arkadaşlarımıza ders veren, konuyla bilgili, çok ciddi bir inşaat mühendisiydi. Allah rahmet eylesin ölürken de bütün Gaziantep’e ders vererek vefat etti. Bu dersten iyi şeyler anlayıp, ona göre artık bundan sonraki yapacağımız yapılarda kesinlikle bu kural ve kanunlara en başta kamu kuruluşlarımız uyacak. Zaten diğer türlü özel sektör bunları yapmak zorunda, yapı denetim firmalarıyla anlaşmak zorunda. Aynı hassasiyeti, kamu kurumlarının ve belediyelerinin de göstermesi gerekiyor.

GÖKHAN ÇELİKTÜRK KİMDİR?

1976 Gaziantep doğumluyum, evliyim,2 çocuğum var. Gaziantep’te inşaat sektöründe çalışıyorum. Odamızın 2 dönem yedek üyeliği,2 dönem genel sekreterliği, şimdi de başkanlığını yürütmekteyim. Tabandan gelen biriyim, odacıyım. Onun dışında Gaziantep sevdalısıyım, memleket sevdalısıyım, elimizden geldiğince bu şehrin çıkarları doğrultusunda mesleğimizin icap ettiği doğrultuda, ilkelerde, vatandaşlarımıza, üyelerimize hizmet etmeye çalışıyoruz.

GÜNDEM
Aysu Yıkmış
25.12.2019

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin