KAYNAK KRİZİ BÜYÜYOR

Alan da satan da tavsiye eden de memnun ama
KAYNAK KRİZİ BÜYÜYOR

Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz yıllarda yayınladığı yönetmelik ile okullarda öğrencilere kaynak veya yardımcı kitap önerilmesini yasakladı. Ancak bu kural “karşılıklı rıza” dahilinde çiğneniyor.

Piyasa değerleri 300 ile 500 lira arasında değişen ve dar gelirliler için oldukça ağır bir külfet getiren yardımcı ya da kaynak kitaplar velilerin cebini rahatsız etse de çocukların konuları daha iyi anlayıp kavramaları için göz yummalarını sağlıyor.

Milli Eğitim Bakanlığının geçtiğimiz yıllarda bu konuyla ilgili yayınladığı genelgesinde “Bakanlık tarafından belirlenmeyen ders kitapları ve diğer eğitim araçları öğrencilere aldırılamaz” denilse de veliler çocuklarının konulara daha hakim olup dersleri kavrayabilmeleri için öğretmenlerin önerdiği kitapları alıyor.

Bakanlığın yayınladığı yönetmelikte “Diğer yardımcı materyallerin okullarda/kurumlarda, tanıtım ve reklamının yapılmasına izin verilmemesi, öğrencilerimize aldırılmaması, kullanımı konusunda zorlayıcı tutum içerisinde bulunulmaması ve velilerimize maddi külfet oluşturacak uygulamalardan kaçınılması, yönetici ve öğrencilerimizin bilgilendirilmesi ve aksi uygulamalarda bulunanlar hakkında gerekli idari ve yasal işlemlerin yapılması için Valiliğinizce gerekli tedbirin alınması” şeklinde Valilikleri bilgilendirmişti.

Ancak, öğretmenler tarafından çocuğun eğitim öğrenimine faydası olabileceği kanaatiyle çeşitli kaynak ve yardımcı kitaplar tavsiye ediliyor. Veliler getirdiği ekonomik külfet nedeniyle canları sıkılsa da söz konusu çocuklarının gelişimi olduğu için bu kuralın ihlal edilmesine pozitif doğrultuda ses çıkarmıyor.

Bazı öğrenci velileri çocukların girdikleri sınavlarda ders kitaplarına dayanmayan soruların da olduğunu, çocuklarının böyle bir durumla karşılaşıp sınavlarda amacına ulaşamayacaklarını düşündükleri için soru cevap bakımından daha zengin olan yardımcı ve kaynak kitaplara olumlu bakıyor.

Bazı veliler ise Milli Eğitim Bakanlığına serzenişte bulunarak “ders kitapları yeterli olsa böyle bir uygulamaya gidilmezdi, ders kitaplarının içeriği genişletilsin” şeklinde görüş belirtiyorlar.

1.500 LİRAYI BULAN KAYNAK KİTAP

Velilerin bir diğer sıkıntısı ise evde okula giden birden fazla çocuk bulunması ile birlikte ekonomik külfetin artması. Kitapların 300 ile 500 lira arasında değiştiği göz önünde bulundurulduğunda, rakam 1500 liraya kadar yükseliyor.

ÖĞRETMENLER RAHATSIZ

Öğretmenler ise yardımcı ve kaynak kitap uygulamasının çocuklar için faydalı olduğunu ancak bazı kişilerin “kitapçılarla ortak mı çalışıyorsunuz?” şeklindeki suçlayıcı tavırlarından rahatsız olduklarını dile getiriyorlar.

ÖĞRENCİ ÖĞRETMEN VE VELİLERİN GÖRÜŞLERİNİ ALDIK

Okullarda öğretmenlerin istediği yardımcı veya kaynak kitaplarla ilgili eğitimci, öğrenci ve velilerin görüşleri ise şu şekilde.

NERGİS DURU (Eğitimci)

Milli Eğitim Bakanlığı okullarda ek yardımcı kitap yasağı getireli yıllar oldu.  Bakanlık, kendi dağıttığı ders kitapları dışında ek kaynak kullanımını yasaklıyor, kaynak kitapların reklâmına ve aldırılmasına karşı çıkıyor,  uygulama dışına çıkan öğretmenlere soruşturma açılacağını söylüyor.
Aslına bakarsanız güzel bir uygulama. Öğrencilere ücretsiz ders kitabı veriliyor, velilerin yükü azaltılıyor. Sosyal devlet olmanın ilkelerinden biri de bu değil midir?
Uygulama güzel olmasına güzel ama uygulamanın içerisinde olmayanlar kararları alıyorlar ve öğretmenlerden de bu kararlara uymalarını istiyorlar.
İlgili branş müfettişleri derslere girsinler. Konuları sunsunlar ve örnekleri versinler. Öğrencilerin konuyu anlayıp anlamadıklarına dair soruları çözsünler.  Buraya kadar her şey normal.  
Peki, çeşitli sorularla konunun pekiştirilmesini nasıl sağlayacaklar öğrencilere? Hangi sorularla, hangi kaynaklarla yapacaklar bunu?
Ortaokullarda Yabancı dil, Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi gibi temel derslerde; liselerde Fizik, Kimya, Matematik, Biyoloji, Edebiyat derslerinde konuların iyi anlaşılabilmesi ve sınavlara hazırlanılabilmesi için çok çeşitli sorulara gereksinim var oysa.
Bu soruları nereden bulacağız?
Ders kitapları konuyu sunar, birkaç örnek verir. Üç beş soru sorar. Sonrasında başka bir konuya geçer.
Öğretmen, öğrencilerine konuyu kavratmak için bol soru çözmeli, bol örnek verebilmelidir.
Bunun yolu ise:
Devlet, okullara gerekli ödeneği çıkarmalı, okullar fotokopi uygulamalarını ücretsiz yapabilmeli, böylece öğretmen öğrencilerine çeşitli ve bol soru uygulaması sunabilmelidir. (Ders saatleri yeterli olmadığından öğrencilere soru yazdırmak öğrencilerde hem bezginlik yaratır hem de sağlıklı bir uygulama olmaz.)
 Devlet bunu yapamıyorsa, yani her okula gerekli ödenek sunamıyorsa kaynak kitap uygulamasına bir düzen getirerek kaynak kitabın kullanılmasına izin vermelidir. (Örneğin, okullarda komisyonlar kurulur, o komisyonlar hangi kaynak kitapların kullanılacağına karar verir. Böylece, öğretmenler yayıneviyle anlaştı söylemleri de ortadan kalkar.)
Uygulamanın dışında kalanlar bazı kararları alırken masa başından kalkıp, uygulamanın içerisine girebilmeliler ki öğretmenleri iyi anlayabilsinler.

NADİDE BİLGİLİ (Eğitimci)

Ders kitapları yeterince açıklayıcı değil. Ama bilgi ve birikimi üst düzeydeki bir öğretmen için ders kitabının eksiği kapatılabilir. Bu durumda kaynak kitaba gerek kalmayabilir. Ancak kaynak kitaptaki çok sayıdaki test öğrencinin çalışma hızını arttırabilir. Kaynak kitap öğrenciye ekonomik yük getirebilir. Kaynak kitabı devlet okula gönderir, okul da öğrenciye zimmetleyip, yıl sonunda geri alarak sonraki sene yeni gelen öğrencilere verebilir . Ders kitabını öğrenciye ücretsiz veren devlet, yardımcı kitabı da ücretsiz verebilir. Asıl önemli olan ise ders kitaplarının yardımcı kitaba gerek duyulmayacak şekilde hazırlanmasıdır.

SÜREYYA SAĞLAM KABACI (Eğitimci)

Geçtiğimiz Eylül ayında okulların yeni eğitim öğretim yılına başlaması ile öğretmen ve öğrencileri bir heyecan sardı. Fakat heyecanın asıl önemli bölümü velilere kaldı. Çünkü her ne kadar devlet tarafından öğrencilere ders kitapları verilse de kırtasiye giderleri oldukça fazla bir maddiyat gerektiriyor. Eksikler bitmek bilmezken veliler bu kez de öğretmenlerin derslerde kullanmak üzere istediği ek kaynaklarla karşılaşıyor. Aslında hali hazırda bulunan ders kitapları içeriğinin yeterli olmadığı, yapılacak merkezi sınav sistemleri için yeterli bilgi bulunmadığını konusunda veli ve öğretmenler hemfikir. Bütün imkanlarını çocukları için seferber eden insanlar çocuklarının en iyi şartlarda eğitim almasını istiyor. Elbette bu hepimizin en doğal hakkıdır. Gelelim madalyonun öbür yüzüne. Okula giden bir değil iki yada üç çocuğunuz olduğunu ve aşağı yukarı her ders için kaynak alınacağını hesap edersek durumun veliler için bir çıkmaz olduğunu görebiliriz. Eğitim sistemindeki bu eksiklikten dolayı ayrı bir piyasa oluşturulmuş durumda. Bu materyallerin fiyatları oldukça yüksek. Bırakın kaynak kitap almayı bu ülkede çocuğuna okul için pantolon alamayıp intihar eden babalar var. Tabi ki derslerin en güzel en verimli şekilde işlenmesi hepimizin arzusu. Yalnız ister orta öğretim kurumlarına ister yüksek öğretim kurumlarına gidin buralarda sınıfların ne kadar işlevsel kullanıldığını daha doğrusu kullanılmadığını göreceksiniz. Sınıflara istediğiniz kadar teknoloji yağdırın, bütün raflarını kitaplar ile doldurun yine de elinde tahta kaleminden başka bir şey olmayan öğretmenler göreceksiniz. Pek çok okulda (bunlara üniversitelerde ki amfiler dahil) akıllı tahtaların elektrik bağlantısı bile yapılmamış duvar süsü olarak duruyor. En basitinden slayt bile gösterilmiyor. Anlatılan her ders hayali havada asılı kalıyor. Halbuki yurt dışında dersler üç boyutlu dört boyutlu olarak işleniyor. Örneğin öğrenci ya toprak kaymasının ortasında buluyor kendini ya da dik üçgenin hipotenüsünde. Elementler gözlerinin önünde şekilleniyor. Konfüçyüs'ün dediği gibi “Duyarsam, bilirim. Görürsem, hatırlarım. Yaparsam, anlarım.” Sınıf kapısına açı derecelerini çizen, basamaklara çeşitli bilgiler yazan, çiçek diktiren, pamuğa fasulye gömen, bahçe çapalatan öğretmenle tahta önünde ders anlatan öğretmen bir olur mu? Bütün bunları elleri öpülesi, fark yaratan birbirinden değerli öğretmenlerimizi tenzih ederek söylüyorum. Eğer gerçekten öğretmen öğretmek istiyorsa yaratıcılığını ön plana çıkarmalı diye düşünüyorum. . Derler ya "her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. " İster kaynak kullansın ister kullanmasın.

EYLÜL SOLMAZ (Eğitimci)

Okulların açılmasıyla birlikte okul için gerekli okul kıyafetleri, ders araç ve gereçleri velilerin eylül ayı harcama kalemlerine eklendi. Tüm anne ve babalar elbette çocuklarının eksiksiz okula gitmeleri için elinden geleni yaptı. İlk ders zilinin çalmasıyla birlikte okul sıraları öğrencilerle doldu. Sınıflarına giren öğrenciler ilk kez 2003’te uygulamaya başlanan ücretsiz ortak ders kitaplarıyla da buluştular. Ancak ders kitaplarının yeterliliği uzun zamandır tartışılan bir konu. Bir çok öğretmen ders kitaplarına ek olarak farklı kaynak kitaplarının da alınmasını öneriyor. Bakanlık ise hiç bir kaynağın zorla aldırılmaması konusunda gerekli uyarılarda bulunuyor. Zorunlu tutulmaması ibaresi dikkat edilmesi gereken anahtar kelime belki de. Biliyoruz ki eğitimde kalıcılık bol tekrar ve çeşitli örneklerle sağlanabilir ve eğitimin bir ayağı da elbette maddidir. Hiçbir külfet olmadan kaliteli bir eğitimin sağlanması mümkün değildir. Öğretmenlere sorduğumuzda en çok şu soruyla karşılaştıklarını öğreniyoruz. "Devlet kitapları yeterli değil mi?". Elbette devlet tarafından hazırlanan kitaplar uzmanlar tarafından müfredata uygun olarak hazırlanıyor. Ancak farklı kaynaklardan farklı örnekler çözmenin de yanlış olduğu kanaatinde olunmaması gerekiyor. Farklı örnekler görmek öğrencilerin bilgi ve becerilerini arttırmada fayda sağlayabilir. Asıl konuya dönecek olursak zorunlu tutulmamak şartı ile farklı kaynaklar almanın yanlış olmadığı kanaatindeyiz. Velilerin de büyük bir kısmının ek kaynak almaktan yana olduklarının gözlendiğini söyleyebiliriz. Belki de yapılması gereken yayınevlerinin maliyetlerini düşürmek, yayınların müfredata uygunluğu ve fiyatları konusunda kontrolün sağlanması. Bu konuda sorumlular harekete geçip velilerin de yükünü hafifletebilir ve bu sayede hiçbir çıkarı olmayan öğretmenler de haksız suçlamalardan ve gereksiz baskılardan kurtulabilir.

ALİ BAYKAL (Eğitimci)

Yardımcı kitaplar, her zaman velilerle öğretmenler arasında bir sorun olmuştur. Veliler, zaten ekonomik anlamda yük olan okul masraflarına bir de yardımcı kitapların eklenmesinden her zaman şikayetçi olmuşlardır. Haksız da sayılmazlar aslında. Ders kitapları yetersizse buna çözüm aranmalı. İşin kolayına kaçmak oluyor, yardımcı kitaplarda çözüm aramak. Aynı zamanda velileri de ekonomik anlamda zorluyor. Hele günümüzde bilgiye ulaşmanın çok kolaylaştığını da düşünürsek, yardımcı ders kitapları tamamen ticari bir tercih olmuştur.

NARİN DERİN (Öğrenci Velisi)

Okullarda öğretmenlerin istediği kaynak ve yardımcı kitap uygulaması konusunu çok olumlu buluyorum. İnternet var diye düşünüldüğünü duyar gibiyim. Öğrencilerin internette maalesef bilgi ve araştırma dünyasında bilgi karmaşası ile yanlış ve asılsız bilgilerin yüklenmesi ile, özetle bilgi kirliliği ile karşı karşıya kalarak en doğrusunu bulmakta güçlük çektikleri gerçekleri ve doğruları karıştırarak ve ciddi bir zaman kaybına uğradıkları göz önündedir. Doğru kaynakların ciddi araştırma ve bilgilendirme kitapları ile öğrenileceği açıktır. Bu kitaplarla öğrenciler çalıştıkları konulara daha geniş, daha ayrıntılı ve farklı pencereden bakma şansına sahip olacaklardır. Bu yöntem ile; 1. Kitap okuma ve araştırma yetileri gelişecek ve bilgi ve bilim dünyasına sağlam adımlar atacaklardır. 2. Bilgisayar ekranından uzakta, göz ve zihin yorgunluğundan kalarak sağlıkları korunacaktır. 3. Kitap kokusu kitap kültürü ile büyüyen bilinçli nesiller yetişecektir. Bu arada özen gösterilmesi gereken konu ise Öğrencilerin bu kitapları taşımaması için öğretmenin yaklaşımı. Bakanlığın hazırlanan kitaplara ideolojik ve siyasi konulardan uzak tutarak. Öğrencilerin bilgi ve bilim ışığında yetişmesini sağlamak. Ailelere ekonomik yük getirmemesi için gerekli düzenlemelerin sağlanması ile bu konu eğitim hayatına maksimum fayda getirebilir.

EZGİ EKİN (Öğrenci Velisi)

Günümüz şartlarında kaynak kitap kullanılması kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Okul kitapları içerik ve yeterlilik açısından gereken kalitede mi? Ders içerikleri öğrenci seçme sınavlarıyla uyumlu mu? Özel yayınlardaki başarı ve kalite devletin kitaplarında var mı? Kaynak kitapların suç unsuru sayılması, bu durumdan öğretmenlerin ticari kazanç sağladığı düşüncesi ki, kesinlikle katılmıyorum.

SILA KÖMÜRCÜ (Öğrenci)

Eğitimcilerin, velilerin ve öğrencilerin bir hayli endişeli olduğu şu günlerde eğitimle ilgili olumlu bir tablo çizmemiz olanaksız görünüyor. Ücretsiz eğitim ve ders kitabı kulağa hoş gelse de müfredat oluşturma aşamasında öğretmenlerin fikri yeterince dikkate alınmıyor. Anadolu Eğitim Sendikası’nın 2 bin 186 öğretmen ile yaptığı ankette eğitimcilerin %56’sı ders kitaplarını yetersiz bulduğunu söylüyor. Açığın kapatılmak istenmesi ile ortaya çıkan yardımcı kaynaklar velilerin bütçesini zorlamakla beraber alınan ek kitapların da akılcı düşünme açısından yetersiz olduğunu söylemek mümkün. Bizler bilimsellikten uzak, yanlı ve ezberci bir eğitimin eline bırakılmak istemiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın önde gelen eğitim modellerini örnek alıp kendi sistemimize uyarlamalarını çözüm olarak görüyor ve bizleri iyi bir geleceğe taşıyacaklarını umut ediyorum.

HABER//AYSU YIKMIŞ

GÜNDEM
Haber Merkezi
12.10.2018

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin