“SAĞLIĞIMIZ NEREYE GİDİYOR?”

“SAĞLIĞIMIZ NEREYE GİDİYOR?”

Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Dr. Hamza Ağca ile sağlık çalışanları ve sağlık politikaları ile ilgili röportaj gerçekleştirdik.

Sizi  kısaca tanıyabilir miyiz?
HAMZA AĞCA:  1966 İslahiye doğumluyum.İlk orta ve lise öğrenimlerimi Gaziantep ‘de yaptım. İstanbul Üniversitesi  Tıp Fakültesini bitirdim.Beş ayrı şehirde çalışıp, sonrasında yine  kürkçü dükkanına göndüm.On beş senedir de buradayım.Memuriyet hayatımın çoğunda da idarecilik yaptım.


Primer Hastanesinin  kapatılması  ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
HAMZA AĞCA:  Öncelikle  yapılan işin bir mantığı yok. Kim yaptıysa ,kim neden olduysa kesinlikle yanlış bir yaklaşım.Bizim orada çalışan pek çok meslektaşımız var.Ayrıca beş yüz  altı yüz civarında sağlık çalışanı var.Bu insanların ekmeğinden edilmesini  doğru bulmuyoruz.Bu yanlıştan da bir an önce dönülmesini bekliyoruz. Eğer birileri ile hesap görülecekse konunun muhatabı ile görülmeli. Ama alakası olmayan ekmek derdinde olanlara yansıtılmamalı diye düşünüyoruz.

“KAMU HASTANELERİNDEKİ İDARECİLER ,  SİSTEM YÜZÜNDEN İSTİFA EDİYORLAR”
Gaziantep’ teki kamu hastanelerinde, başhekimliklerinden dikkat çeken istifalar var.Tabipler Odası olarak size ne gibi bilgiler sunuluyor.Gerçek nedenler  nelerdir?

HAMZA AĞCA:  Sıkıntı   aslında çok büyük. Çünkü  sağlık programını  nesnel ve tarafsız şekilde uygulamak çokta kolay değil. Neden mi ?  Çünkü  görevlendirmeler   liyakata göre  yapılmadı. Liyakat  olmayınca da  ve karışan görüşen çok olunca arkadaşlarımız  süreci işletmekte zorlandıklarından ayrılmak durumunda kalıyorlar.

İdarecilere baskılar mı uygulanıyor?

HAMZA AĞCA:  Ben hem siyasi olarak anlaşmazlık hem de idari olarak anlaşmazlık olduğunu öngörüyorum. Bizlere de bu konuyla ilgili tam bilgiler  verilmiyor.Bunu da özellikle yapıyorlar.Çünkü siyasi iktidar bizim müdahil olmamızı istemiyor.Her şeyi kendisi belirlesin kendisi yürütsün  istiyor. Nesnellikten uzak, liyakat tan uzak, iş barışından uzak, dediğim dedik şekilde davranıyor.Bunun tezahülü de bu şekilde oluyor.

Sığınmacılarla  ve göçlerle hızlı bir nüfus artışı olan ilimizde hekim sayısı yeterli mi?
HAMZA AĞCA:  Bütün ülkelerde görevlendirmeler yapılırken o yerleşim yerinin nüfusuna göre ayarlamalar yapılır.Gaziantep’ te de hekim, hemşire buna göre gelmiştir.Ama olağanüstü artan nüfus artışımıza göre sağlık ihtiyacı çok fazlalaştı.O nedenle bizim işimiz zaten sağlıkta dönüşüm nedeniyle dört beş kat artmışken göç nedeniyle  çalışma şartları daha da ağırlaştı. Biz  beş senedir  zaten olması gerekenden çok daha fazla çalışıyoruz.Tedbir alınsın yönünde taleplerimiz oldu ama halen bir çalışma yok.

En çok hangi branşlar da hekim açığınız var?
HAMZA AĞCA: Acil durumlarda öncelikle  ana branşlarda ihtiyaç baş gösterir.Bizim öncelikle çocuk hekimi  ve kadın doğum uzmanında   ihtiyacımız var.Ayrıca göçmenlerin  aşılanmaları ile ilgili çalışmalar da da sağlık personeli sıkıntısı çekildi. Çünkü sığınmacılar  oradan  gelirken bazı mikropları da beraberlerinde getirdiler. Bu yüzden derhal aşılanmaları lazım ki diğer insanlara,halkımıza da  bulaştırmasın.Aşı ile ilgili de hekim hemşire ihtiyacı oldu.Arkadaşlarımız bu açığı hafta sonları da çalışarak kapattılar.

Yaz dönemi de geliyor. Hortlamasından çekindiğiniz bulaşıcı hastalıklar var mı?
HAMZA AĞCA:  Beş sene önce gelmeye başladıklarında  biz  de artık görülmeyen bir takım bulaşıcı hastalıkların tekrar ortaya çıkmasını tahmin ettik ve aşılamaları yapıldı. Şuan da denge sağlanmış durumda.Bu yaz için bizi sıkıntıya sokacak korkutacak bir durum söz konusu değil. Bildiğiniz gibi artık her sağlık ocağında ve hastane de hizmet alıyorlar. Sağlığa ulaşmaları çok kolay.Üstelik hiçbir ücrette ödemeden.Diyeceksiniz ki bizim vatandaşlarda ücret ödemiyor, ama vatandaşımız vergi ve sigortasını ödüyor.Bunlar onu da ödemiyorlar.Ama biz insan sağlığını koruyorsak ve etrafa salgın olabilmesi söz konusu ise, varsın o kadar da olsun diyoruz.

“NÖBET; SAĞLIK HİZMETLERİNİN DOĞASINDA VAR..”
Sağlık çalışanlarının  nöbet tutmaları  ile ilgili  görüşmeler  ne aşamada?
HAMZA AĞCA:  Nöbet zaten sağlık  hizmetlerinin  doğasında var. Çünkü 24 saatlik bir hizmettir ve dolayısıyla da bunu yeri geldiğinde nöbetle çözersiniz. Hizmeti verenlerin çoğu normal günlük mesaisini yapar  ve  bununda  bir kısmı nöbet şeklinde hizmeti sürdürür.Bu hizmeti verenlerin bir kısmını değil  de tamamını nöbet tutacak hale getirirseniz işte o zamanda iş yürümez.Şuan da bakanlığın aile hekimliğinden istediği bu.Tamamı yedi yirmi dört çalışsın.İyi de bu insanların da ailesi,sosyal hayatı var.

Diğer sağlık çalışanları gibi nöbet izinleri olmayacak mı?

HAMZA AĞCA:  Kağıt üzerinde olacak ama, gerçekte olmuyor ne yazık ki.Aile hekimliğinde, her hekime belli bir nüfusu kaydetmiş durumda.O kişi sadece kendi aile hekimiyle görüşebilir.Dolayısıyla o hekim nöbet tuttu diyelim.Ertesi gün  izinli diye işe gelmediyse o vatandaşımızla  herhangi bir hekim ilgilenmez.Sistem böyle.Ben buna mutabık değilim ama hükümet  böyle diyor.O zaman asıl mağduriyet hekim için değil vatandaş için olacaktır.Düşünün hasta vatandaş tedavi için kendi hekiminin izinde olmadığı günleri bekleyecek.

Ama hastalık izin günü dinlemez ki..
HAMZA AĞCA: Çünkü sistem böyle.Ama nedense kamu oyuna  bu durumu özellikle göstermiyorlar. Hep yaptıkları gibi, diğer meslek guruplarında da  hizmeti veren kimse onun üzerine gidiyorlar. Mahkeme ise, hakimin savcının üzerine gidiliyor sen yanlışı yapıyorsun diye.Eğitimse, öğretmenin üzerine gidiliyor,suçlanıyor.

“184” şikayet hattı hangi doğrulukta kullanılıyor? Hekim arkadaşlarımız  birkaç dakikalık özel ihtiyaçları için ayrıldıklarında dahi vatandaşın hemen şikayete koştuğundan bahsediyorlar..
HAMZA AĞCA:  Sistem sorumlu olarak,oradaki hizmeti veren olarak gösteriyor . Halbuki sorumlu siyasi iktidardır her zaman. Çünkü mevzuatı yazan ve bu şeklide davranacaksın diyen siyasi iktidardır. Hizmeti veren mevzuata göre davrandığı için sorumlu  değildir. O zamanda vatandaş sürekli  tek taraflı bilgi alıyor. Siyasi iktidar da vatandaşa   basın aracılığıyla tek taraflı bilgi veriyor. Madalyonun birden fazla yüzü var. Vatandaşta tek taraflı bilgi ile kendinde bazı üstünlükleri de  görerek  hak aramaya başlıyor. Aslında hak aramak güzel bir şeydir ama vatandaş  sadece sağlık kuruluşunda aramasın. Tapu kurumunda da arasın.Belediyede de arasın.Dolmuşta markette de arasın.Her yaptığı işte hakkını arasın.Hekimler nazik davranıyorlar diye de ki öyle olmak zorundalar zaten sadece sağlık kuruluşunda aramasın.

Sağlıkta şiddetin artmasının nedenlerinden birisi de bu mu?
HAMZA AĞCA:  Vatandaş tek taraflı bilgiyle sağlık kuruluşuna geldiğinde beklentisi de  karşılanamadığında   hemen  şiddete meyletmeye başlıyor. Çünkü siyasi iktidar oy alabilmek için beklentiyi de çok yükselterek neredeyse ölümsüzlüğü vaat etmiş durumdaki, yok öyle bir şey.Keşke elimizden gelebilse.Vatandaş ise beklentisi tam olamayınca bunu şiddet olarak yansıtıyor.

Şiddette artış var mı? Cezaları yeterli buluyor musunuz?
HAMZA AĞCA:  Günde ortalama  otuz tane şiddet vakası oluyor. Sadece fiziki  olarak değil sözel de oluyor.Bizde bunlarla mücadele ediyoruz.Bir hekim zaten ağır olan iş yükü içerisinde gün içinde böyle bir olaya tabi kaldığında  performansına da yansır. Ceza alan vatandaşlar oluyor ama cezalar yeterli  değil. 14 Mart tıp bayramına sayın başbakan  yaptığı açıklamada” artık hekimime ve sağlık çalışanıma el kalkmayacak “dedi.Bir taslak komisyondan geçti.O taslakta cezalar artacak ve göz altılar olabilecek görünüyor.Göz altı süresi de durumun vehameti ile ilgili uzun süre olabilecek.Biz bunun cezaların artırımıyla düzeleceğine çokta şartları değiştirici olarak görmüyoruz.Asıl hedef politikanın yanlışlarını düzeltmektir.Sağlık kuruluşları huzur içerisinde güvenle hizmet verilmesi gereken yerlerdir.Hekimler  kendi yararlarını başkalarının yararları gibi görürler.O nedenle de hekimlerin hata yapma lüksü olamaz.

“SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMDE  İTHAL PROGRAM BAŞARILI OLAMAZ..”
Sürekli değişkenlik gösteren sağlık  politikaları  olmakta. Sağlık politikaları oluşturulurken odaların da görüşleri alınır mı?
HAMZA AĞCA:  Sağlıkta dönüşüm programını bir bütün olarak görürsek, sağlık hizmetlerini biz üç basamak değerlendiririz. Aile sağlığı merkezleri birinci basamak,ikinci basamak özel kamu hastaneleri,üçüncü basamakta üniversiteler. Basamağı belirleyen  de  binanın hizmet donanımı ile çalışanın bilgi donanımıdır. Sorunlar da ciddiyetine göre bu basamaklara göre yönlendirilir. Sağlıkta dönüşüm programını hazırlayanlar yurt dışından ithal bir programla hazırladılar. Türkiye şartlarıyla örtüşmeyen yanları da vardı. Zaman içerisinde düzelir, diye umdular ama olmuyor ne yazık ki.Memleketin ekonomik,sosyal,demografik yapısına göre program  hazırlamazsan başarılıda olamazsın.Aile hekimleriyle ilgili her sene yazılan yönetmelik en az on kere değişir.Kamu hastaneleri de özel hastanelerde  üniversiteler de aynen öyle.Peki bu kadar sıklıkla değişkenlerin içinde neyi nasıl yapacaksın?Burada hekimlerin ve sağlık çalışanlarının iyi yetişmiş olması devreye giriyor. Şayet biz mevzuattı uygulayacak olsak sağlıklı vatandaş kalmaz orta da.Biz bütün eksikliklere rağmen tıbba göre davranıyoruz.

Özel hastanelerinde beklentilerin büyüklüğüne etkisi olamaz mı?En basit problemler de dahi sizden her türlü tetkiki isteyen hastaneler de var..
HAMZA AĞCA: Özel hastaneler konusu,üzerinde tartışılması gereken  başlı başına bir konu. Özellerin ekonomik yükü kendileri karşıladığı için, ve yükte fazla olduğu için  fazla olduğundan sosyal güvenlik kurumunun belirlediği ücretlendirmeler doğrultusunda  kendilerine bir ücret farkı tespit edebilirler.Fark almada da her hastane kendi yüzdesini belirleyebilir. Sağlık sistemimizde ne yazık ki  suistimale açık.

Gaziantep’te çalışan  hekimlerin en önemli sorunları nelerdir?
HAMZA AĞCA:  Öncelikle göç nedeniyle iş yükümlülüğümüz arttı. Bunun bir an önce çözülmesi lazım. Artan bu iş yükünün bir karşılığı da yok  ve sonuçta bunlarda insan.Beş yıldan beri  hekimlerimiz  almadan vermişler.Bununla ilgili hiç değilse gönül alacak bir şeyler yapılması lazım.Ayrıca sınırda olmamız ve o bölgede çalışanların güvenlik sorunları var.Ne yazık ki Türkiye’de görevi başında ilk hekim ölümü de Gaziantep’ de olmuştur.Şiddetle ilgili de sıkıntılarımız var.Sağlıkta şiddete dikkat çekme adına, 17 Nisan Ersin Aslanın ölüm tarihini “sağlıkta şiddeti engelleme günü ”  olarak resmi bir gün olarak kabul edilip  anılmasını bekliyoruz.Bununla ilgili sözlü  ve yazılı girişimlerimiz oldu.Ama bir sonuçta alamadık.

Sağlık sistemimizde sıkıntılar çok fazla.Sağlık çalışanları ile ortak kararlar alıp daha çözümleyici sonuçlar alınmaz mı?sonuçta mağdur yine bizler oluyoruz..
HAMZA AĞCA:  Programın oluşturulmasıyla ilgili kendi bildikleri gibi davranıyorlar. Çalışanların görüş ve katkılarını çokta fazla aldıklarını söyleyemem.Nihayetinde gezi olaylarından sonra bir kararname çıkararak mevzuat değişikliği yaptılar.Mevzuata göre de sokakta yolda sağlık kuruluşunun olmadığı bir mekanda vatandaşın başına bir sorun geldiğinde hekimin müdahalesine müsaade etmediler.

Yani sokakta düşüp bayılsak ”doktor yok mu?”diye yardım istemeyecek miyiz artık?
HAMZA AĞCA:  Mevzuat öyle dese de hekimlik öyle demez ki bizim  yeminimiz var. Cizre olaylarından sonra çıkan yeni bir mevzuata göre de her nerede olursa olsun sağlık kuruluşunun dışında, eğer vatandaşın herhangi bir  sağlık ihtiyacı varsa, emniyet görevlileri müdahale edebilir.İşte mantık bu. Sağlıkçının müdahale etmesi yasak.Ama emniyet görevlileri müdahale edebilir. Sağlıkta başarıyı da buyurun siz buradan ölçün.

Bu mevzuata  uymayan hekime ne gibi yaptırım uygulanacak?
HAMZA AĞCA:  Para cezası da var.Hapis cezası da var.Ama  merak etmeyin hekim tıp ne derse onu yapar.Sokakta,uçakta,yolda nerede ihtiyacı olan,zor durumda olan bir insan olursa yasak dinlemeden gerekeni yapar.

MERVE TANRIÖVER

RÖPORTAJ
Haber Merkezi
26.04.2016

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin