ZEUGMA'DA BURAM BURAM SELÇUKLU KOKACAK

ZEUGMA'DA BURAM BURAM SELÇUKLU KOKACAK

"Düştük Selçuklu'nun peşine" diyerek yaklaşık 10 yıl önce çıktı yola ve Mevlana'nın yolundan geçerek Gaziantep'e kadar geldi. Kendi özgün fikri olduğunu söylediği belgesel ile müzikali birleştirerek Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Sultan-ül Bahreyn'i sahneledi. Bununla da yetinmedi ve sahneye 'Hayalet perde' koydu. Bu perdeyle 3 boyutlu etkisi yaratan Işın Fırat'la buram buram Selçuklu ve tasavvuf kokan projesi ve de kendisine dair konuştuk. Yeni projesi ise Zeugma'da Selçuklu'ya ait gerçek eserlerin de yer aldığı "Bir Zamanlar Selçuklu" sergisini gerçekleştirmek.  


BURSLULUĞUN KIYMETİNİ BİLİRİM

Yaklaşık 35 kişiyle adeta bin kişilik kadro gibi çıktılar sahneye. Selçuklu ve Mevlana'ya dair, daha doğrusu aşka dair birçok şey vardı Sultan-ül Bahreyn belgesel müzikalinde. Sultan-ül Bahreyn'in hem senaristliğini hem de yönetmenliğini üstlenen Işın Fırat, sahnede Hazreti Mevlana'ya ait olan 'Etme' şiiriyle dinleyenleri büyülerken, sahne arkasındaki Işın Fırat'ı merak ediyoruz. Kendi ifadesiyle kendisini şöyle anlatıyor Işın Fırat; "Asker çocuğuyum. Ailemin tek çocuğuydum. Evli değilim. Çünkü 25 yaşındayken babam rahatsızlandı. Bir evlat olarak onu çalıştırmamam gerekliydi. Ailemin geliri olsa da bu bir yaşam mücadelesidir. Hem anneme hem de babama vefa, bir evlat borcuyla 25 yaşından itibaren onlara bakmaya gayret sarf ettim. Onun öncesinde Hacettepe Tiyatro bölümü mezunuyum. Sonrasında hocalarım beni master ve doktora yapmak için burslu olarak Fransa’ya gönderdiler. Bursluluğun ne olduğunu ve kıymetini biliyorum diye düşünüyorum. 1991 yılında Türkiye’ye döndüm ama master ve doktoramı el sanatları, yönetmenlik, mizansen, ışık rejisi, dekor ve kostüm üzerine çalıştım. O bitince ikinci üniversitemi okudum. İki yıllık iç mimari bölümü idi."

MÜZİKAL İLE BELGESELİ BİRLEŞTİREN KADIN

İç mimari okumasının da mesleğine büyük katkıları olduğunu belirtiyor 57 yaşındaki yönetmen. "Tekniği çok seviyorum" diyor ve çok sevdiği için de sürekli onun üzerinde çalışmalar, yeni projeler ürettiğini kaydediyor. "Bu belgeselin içinde köprü, cami, kilise, külliye gibi neredeyse 80’e yakın kültür varlığı var" diyen Fırat, belgesel ile müzikali birleştirme fikrinin kendisine ait olduğunu şu sözlerle aktarıyor bize; "Bütün proje bana ait. İlk ve tek. Daha önce böyle bir şey yok. Müzikal var ama ‘Belgesel müzikal’ Türkiye’de yapılmadı. İlkini biz yaptık bu oyunla. Anlatılması gerekenleri kıvamında bıraktık, öze geçtik."

3 BOYUTLU ETKİ İÇİN 'HAYALET PERDE'

Yaklaşık 10 yıllık bir derleme çalışması sonucunda sahnelenen Sultan-ül Bahreyn'i anlatmaya devam ediyor Fırat. Müzikal ile belgeseli birleştirme amacından bahsediyor mesela. "Ben öğreti sahneliyorum" diyen yönetmen, öğretileri belgeselin sıkıcılığından kurtarmak için müzikal ile birleştirdiğini belirtiyor. Fırat, konuşmasının devamında ise "Bir belgeseli izlediğiniz ya da dinlediğiniz zaman belli bir zamandan sonra sıkılırız. İnsanın doğasında var. Uyku getirir. Belgeseli sıkıcılıktan çıkarıp, onu yaşatmak için böyle bir çalışmaya girdim. Ayrıca sahnede 3 boyutlu etkisi oluşturmak için ışığı geçirmeyen ama şeffaf olan 'Hayalet perde' kullandık. Bu da bir ilk Türkiye’de. Yurt dışında böyle bir şey vardı. Ben teknik üzerine çok çalıştım.Sırada belgesel drama var. Öğretinin şeklini bulmak önemli" ifadelerine yer veriyor.

SELÇUKLU'NUN PEŞİNE DÜŞÜREN SEBEP


Sultan-ül Bahreyn'i anlatırken "Düştük Selçuklu'nun peşine" diyen yönetmene Selçuklu'nun peşine neden düşmek istediğini soruyoruz bu kez de. Nereden çıkmıştı bir insana ilkleri gerçekleştirme güdüsü veren bu fikir? Bu sorumuza "Bizim tarihimiz sadece Osmanlı değil" cümlesiyle başlayarak şöyle devam ediyor, "Bizim evlatlarımız Kadırgalar donanma, Barbaros Hayrettin Paşa’yı biliyor. Hayır. Onun öncesinde bir Çaka Bey’imiz var bizim. Çaka Bey 40 kadırgayla başlamış. Sonra 800 kadırgaya çıkmış. Ve bizim tersanelerimiz Selçuklular döneminde başlamış."

ZEUGMA'DA SELÇUKLU RÜZGARI ESECEK

Gaziantep'te Sultan-ül Bahreyn'in dışında "Bir Zamanlar Selçuklu" isimli bir sergi açacakları müjdesini de veren Fırat, sergide Selçuklu'ya ait gerçek eserlerin de yer alacağını söylüyor. Fırat Gaziantep'te açacağı sergiyle alakalı, "O dönemde yaşamış sultanlar, hanım sultanlar, baniler, alimler ve ruhanilerin yer aldığı kitreden ve dökümden yapılmış heykeller olacak. Onların yaşadığı en önemli olayların, menkıbelerin sancakları da yazıldı. 30'a yakın Selçuklu zamanında yaşamış kişilerin replika şapkaları yer alacak. 50 adet menkıbe tasviri yağlıboya tabloları yer alacak" diyor. Ve projeye kucak açtığı için Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'e teşekkür ediyor.

BİR CÜMLEYLE BAŞLADI HER ŞEYE

Sahnesinden buram buram tasavvuf kokuları gelen Işın Fırat, 2003'ten beri tam anlamıyla tasavvufun içinde olduğunu söylüyor. Mevlana'dan okuduğu şiirlerdeki yaşanmışlık etkisine dayanarak "Mevlevisiniz sanırım?" sorusuna da "Hamdolsun. Elimizden geldiği kadar. Arıyoruz hâlâ. Öğretilerine bakıyoruz. Sohbetler ediyoruz. O sohbetler bana çok güzel geliyor" diyor. Tasavvufta kendisini çeken sebepleri ise şu şekilde sıralıyor 57 yaşındaki yönetmen; "Önünüze engeller geldiği zaman insanın korkuları başlıyor. Korkularda bir Tanrı var. Özüne baktığınız zaman bilinmeyen bir güç insanı öyle güzel yerlere çekiyor ki, arzu ediyorsunuz, aşık oluyorsunuz ona. O aşka sahip olup ona yakardığınızda mucizeler önünüze geliyor. Kendinizi dinlemek için hücreye kapatıyorsunuz kendinizi. Siz hiç kendinizi dinlediniz mi? Kendinizi dinleyin. Az uykuyla, az yemekle hatta hiç konuşmamakla. Bakın kendinizde neler buluyorsunuz? Sıkıntınızda bir yere sığınmak istersiniz. O sığındığınız şeyin de bilinmeyen olması lazım. Tek çocuk olunca bu arayışlar kendimi aştırdı. Ben bu cümleyle başladım. ‘Kendimi aşmalıyım.’"

OYUNLARINDAKİ SERZENİŞİ RABBİNE

Oyunlarında Rabbine serzenişlerde bulunduğunu da söylemeden edemiyor Işın Fırat. Yönetmenliğini yaptığı belgesel müzikalde kendisi de bir meczubu canlandıran Fırat bunun nedenini ise "Tasavvufta kendini arayış vardır. İnsan kavuşunca kendini bulur. Ben hâlâ arıyorum. Amacım sadece içimdekileri dile getirmekti. Ne alkış almak ne başka bir şey. Birilerine bir şey söylemek istersin. Ama serzenişim Rabbime" cümleleriyle anlatıyor sanatçı.

İÇİNİZDEKİ SESSİZ ÇIĞLIKLARA SARILIN

Sultan-ül Bahreyn'i Gaziantep haricinde birçok ilde de sahnelediklerinden bahseden Fırat, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde de sahne alacaklarını kaydediyor. Pakistan ve Kıbrıs gibi yurt dışına bile açılacakları müjdesini verirken, Mevlana diyarı Konya'da da sahne almanın olmazsa olmaz olduğunu belirtiyor. Sözlerini noktalarken tüm insanlardan istediği şeyi şu cümlelerle ifade ediyor yönetmen; "Her kişinin içinde bir korku, bir yalvarış ve sessiz bir çığlık vardır. Bence insanların ona sığınması, ona sarılması gerekli. Sonra her şey çok daha basit, her şey çok daha güzel olur. İçinizdeki sessiz çığlıklara sarılın."

HABER//SABİHA NİGAR KOCAMAN

GÜNDEM
Haber Merkezi
9.10.2018

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin