Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu

ABD ZİYARETİ NE ANLAMA GELİYOR?

 

Trump'un vücut dili bu görüşmenin önem derecesini en başından belli etmişti. İçten olmasa da, samimi görünmeye özen gösteren bir hassasiyet gözden kaçmıyordu. ortak basın açıklaması sırasında ev sahibi olarak ilk konuşmayı yapan Trump'un, özellikle Türkiye ile geçmişe dayanan dostluk bağlarından söze giriş yaparak, konuyu Türk askerinin Kore savaşındaki kahramanlığına getirmesi elbette sıradan değildi. Peşinden Türkiye'yi terör konusunda desteklediklerini teyid etmesi, PYD hususunda yaptıkları yanlıştan dolayı bir özür mahiyetindeydi.

ABD derin yapısıyla başı dertte olan ve basınla yıldızı bir türlü barışmayan Trump'un, özellikle PYD konusunda aldığı kararın zorlama bir karar olduğunu düşünüyorum. En başından beri, Trump'un başkan olmasını istemeyen mahfillerin hala ABD derin yapısında etkin ve önemli yer tuttuğunu sanıyorum. Türkiye'nin gücünün farkında Başkan Trump! Ancak ABD Başkanlık seçimini kazanıp Başkan olsa da , halen iktidar olamamış, geleneksel bir tarifle "İktidar olmuş ama muktedir olamamış" bir ABD Başkanıyla karşı karşıyayız.

 

Konuşmasını izlerken bu bağlamda dinledim. Baskı altında olduğunu hissettiren bir muğlaklıkla, buna karşın, hissiyatlı bir konuşma dili kullanarak, hem derin ABD'yi, ve hem de, ABD'yle ilişkilerde "Nokta" koyacağını daha gelmeden ilan eden Başkan Erdoğan'ı gönülleyebilmek için özenle seçilmiş cümleler kurdu Trump. Ne var ki, Türkiye Başkanı Erdoğan, daha öncekilere hiç benzemeyen bir üslup ve tarza sahip bir liderdir. Geçmişte bir çok Türk Başbakan veya Cumhurbaşkanı ABD Başkanlarıyla görüştü. Çok silik tonda yapılan görüşmelerde genellikle Türkiye'nin ağzına bir parmak bal çalıp göndermeye alışkın olan ABD diplomasisi, Erdoğan gibi karizmatik ve otoriter, en önemlisi güçlü karaktere sahip bir Türk liderinin, öyle kolay, kolay kündeye gelmeyeceğini çok iyi biliyor. Bölge üzerinde, gerek sahada ve gerekse masada en etkin rol sahibi olan Türkiye'nin, kendi içinde vesayet ve işbirlikçi odaklarını birer, birer tasfiye ederek, ekonomik, askeri ve savunma sanayi alanlarında kendi ayakları üzerinde durabilecek bir seviyeye geldiğini çok iyi tahlil ettiklerini düşünüyorum.

 

Başkan Erdoğan'ın konuşmasını pür dikkat izledim. Trump'ta öyle! Aslında tüm dünyanın bu görüşmeyi dikkatle izlediğinden eminim. Zira bu görüşme, hem Ortadoğu ve hem de, Avrupa'nın geleceğine ilişkin önemli ipuçları vermesi beklenen bir görüşmeydi. Trump'tan çok, Erdoğan'ın ne konuşacağı merak ediliyordu. Geçmişte olduğu gibi, kendi iç politikasında ABD'ye kükreyen ancak ne zaman ki, ABD tarafından davet edildiğinde "Lem-küm"lerle, ne anlama geldiğini kendisi dahi anlamayan ve hatta eline tutuşturulan kağıtta ne yazıyorsa onu okuyan güya liderlerden sonra, "One munit" ile İsrail'e kafa tutmuş, BM merkezinde "Dünya beşten büyüktür" deyip küreselleri şaşkına çevirmiş bir liderin ABD'nin göbeğinde, Beyaz Saray'da ve Başkan Trump'un yanıbaşında ne söyleyebileceği tahmin edilemiyordu. Başkan Erdoğan "Öngürülemez" bir liderdi Batı için. Aynen öyle de oldu! Doğrusu Erdoğan'ın konuşmasını dinlerken ben de şaşırdım. Açıkçası benim beklediğimin dahi bir iki tık üstünde bir konuşma yaptı. PYD konusunda ve Ortadoğu'nun sömürülmesi hususunda söyledikleri, Çin'de veya Ankara'da, ve yahut Ardahan'da söylediklerinden hiç farklı değildi!

 

Ortadoğu konusunda verdiği mesaj gayet açık ve netti. "Irak, Suriye, Yemen ve Libya gibi ülkelerde çıkan kaostan faydalanarak, terörle mücadele adı altında fayda sağlamaya çalışanlar, sonunda kaybedecekler" cümlesinin en büyük muhatabı elbette ABD idi. Bu sözlerin tercümesi "Ey ABD senin bölgemde ne fırıldaklar çevirdiğini gayet iyi bilmekteyim. Ancak ne yaparsan yap kaybedeceksin, çünkü seni iyi tanıyorum ve bu bölgede artık ben varım!" Mesaj açık ve adres belli! Daha sonra yemekli toplantıda ne konuşuldu ve ne gibi kararlar alındı bilmiyorum. Zaten bu toplantıdan PYD ve Fetö konusunda ani bir değişiklik olacağını hiç kimse öngörmedi. Böyle bir öngörü Uluslararası siyasetin doğasıyla uyuşmaz. ABD Fetö ile ilgili farklı formüller deneyecektir. Bunlardan bir tanesi de, Fetö elebaşının başka bir ülkeye nakli olabilir. Bu ülkenin Kanada olabileceğini tahmin ediyorum. 

PYD'ye yapılacak olan ağır silah desteği konusu da bir günde çözülecek bir mesele değildir elbette. Başkan Erdoğan bunları bilmiyor mu? Elbette biliyor! Bizim bilmediğimiz bir çok şeyi de biliyor. Ve fakat bu ziyareti en önemli kılan şey şu ki; Türkiye, Trump yönetimini de baskı altına alarak, Obama'nın döneminden kalan Ortadoğu politikasına karşı tavrını en yüksek tonda ve en yüksek mevkide deklare etti. Burada verilen mesajlar Trump'tan çok, Obama'cı derin ABD'ye idi. Artık yeni Türkiye'nin varlığının tesciliydi Erdoğan'ın konuşması! Sırtı sıvazlanarak eli boş gönderilen Türkiye Başbakanları dönemi bitmişti artık. Bugün itibarıyla Türkiye'de bölgenin en güçlü demokrasisi bulunmaktadır ve o yönetimin başında ise kudretli bir lider ikamet etmektedir. Gerektiğinde tek başına tüm dünyaya meydan okuyabilecek kadar yürekli, Ortadoğu santracında Rusya ile stratejik bir ortaklığa giderek ABD'yi masadan atacak kadar akıllı ve zeki ama aynı zamanda tüm Dünyadaki mazlumları düşünecek kadar şefkatli bir Başkan oturmaktadır.

 

Hülasa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti uluslararası konjonktürde bölgesel baş aktör konumundadır. Başkan Erdoğan'ın ABD ziyareti en verimli şekilde sonuçlanmıştır. 20 yıl önce ABD'den aldığı icazetle, bir Türk Generali tarafından Demokrasisine ayar çekilen Türkiye, bugün onu yöneten Başkanı Erdoğan tarafından, ABD'nin mabedinde, ABD derin devletine ayar çekmiş ve gücünü tüm dünya ya göstermiştir.

Bizi onurlandırdığın için Teşekkürler Başkan Erdoğan...    

                                                            

 

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin