Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu

BEKLENEN DEĞİŞİKLİKLER YAPILACAKMI?

21 Mayıs bir çoklarının radikal değişiklikler olacağını düşündüğü bir tarih idi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın partinin başına geçtiği gün, başta MKYK olmak üzere sil baştan yeni bir kadroyla güne başlayacağı öngörülüyordu. Elbette bu öngörüler bazı kesimler için geçerliydi. Günlerden beridir parti tabanına verilen mesaj bu yöndeydi. Ne var ki, hiç de öyle olmadı! MKYK üyelerinden kısmi bir tasfiye veya kızağa çekme, (adını ne koyarsanız koyun) yaşandı. Bu isimler arasında ismi "Darbeci General" olarak bilinen Fetö üyesi Mehmet Dişli'nin kardeşi olan Şaban Dişli'de bulunuyor. Parti tabanı tarafından uzun süreden bu yana parti içerisindeki görevlerinden alınması istenen Şaban Dişli'nin yeni oluşumda yer bulmaması taban açısından memnuniyet verici oldu. Diğer taraftan, Kongre öncesi çok daha radikal değişikliklerin olacağı algısına binaen kamuoyunda oluşan beklenti karşılık buldumu? Hayır! Bulmadı.

Şimdi gizli kulislerde Reis'in niçin sil baştan bir değişikliğe gitmediği sorusunun cevabı aranıyor. Bu sualin birden daha fazla cevapları olduğu muhakkak. Zira, AK Parti'nin bir dava partisi olduğu kadar, bir "Denge partisi" olduğunu da gözardı etmemek gerekir. Her kesimden ve her düşünceden insanların kendisine alan bulduğu ve bulabileceği bir kitle partisinin belirli dengeler üzerine bina edilmiş olma hususiyeti zaman, zaman gözden kaçırılıyor. Özellikle, Cumhurbaşkanına duygusal bir saikle bağlı olan, parti içerisindeki "Maneviyatçı ve Milliyetçi" kesimler, bu radikal değişikliği en fazla dillendirenlerdi. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi ise, parti içerisindeki "Burjuvazi" yapılanmanın, diğer unsurların önüne geçerek, yetki, mevki ve makamların çoğunluğunda söz sahibi olmalarıdır şüphesiz. Samimi parti tabanı kendisi gibi yaşamayan, onun gibi gülmeyen ve tasası kendisininkine benzemeyen kişilerin, kendilerini bi hakkın temsil edemeyeceğine inanıyor.

Sözünü ettiğimiz husus küçümsenmeyecek bir handikaptır. Yani parti içerisinde, tabandan gelen bu rahatsızlık elbette zaman, zaman bu meseleyi kaşıyanlar tarafından ajite edilecektir. AK Parti ve Erdoğan'ın davasına yürekten gönül vermiş milyonlarca partili, genellikle iş adamı kılıklı birtakım "Çıkar" gruplarının, üst düzeylerde konumlanmasından rahatsız. Bu yeni bir şey değil! Uzun süreden beridir yazılıp çizilen bir gerçekliktir.Bu tipler en fazla da İl ve İlçe teşkilatlarında bulunmaktadır. Ve yerel yönetimlerde cabası!

Peki, tüm bunları, yani parti tabanının rahatsızlık duyduğu şeyleri biz biliyoruz da, Cumhurbaşkanı bilmiyor olabilir mi? Tabi ki hayır! Böyle bir şeyin mümkün olabilmesi ihtimal haricindedir. Amiyane tabirle, elinin altında her türlü istihbarat bilgileri bulunan, dilediği konu hakkında sınırsız bilgiye ulaşma lüksüne sahip olan Sayın Cumhurbaşkanının tüm bunlar hakkında malumat sahibi olmaması düşünülemez bile!
Kannatim odur ki, Cumhurbaşkanı parti içi dengeleri gözeten bir liste yapmıştır. Tedricilik esasına uygun şekilde hedefe doğru giderken en az zaiyatla ideale yürümek istemektedir. 2019'da yapılacak Başkanlık seçimleri hayati önem taşımaktadır. Zira beğenmesek te, muhalefet partileri Cumhurbaşkanına karşı yürüttükleri "Hayır" Kampanyasında %48.5 gibi, hiç te azımsanmayacak bir oy trendi yakalamışlardır. Tam bu sırada sil baştan bir değişikliğin riskli olabileceğini hesap eden Cumhurbaşkanı, yine amiyane bir tabirle "Dereyi geçerken at değiştirmemeye" karar vermiştir. Ve fakat, en keskin değişikliklerin ülke genelinde İl ve İlçe Teşkilatlarında yapılacağını düşünüyorum.

Bana gelen bir duyumda ise, en az 6 Bakanın değişeceği öngörülüyor. Bunların isimlerini şimdiden vermem etik olmayacağı için sadece sayısını söylüyorum. Tabi bu sayı artar veya eksilebilir, sonuç itibarıyla bunların hepsi birer tahminden ibarettir. Açıkçası, Cumhurbaşkanının AK Parti Genel Başkanlığı koltuğuna yeniden oturması, bir çoklarının işine gelmeyecektir. Özellikle, dava bilincinden bi haber, "Menfatperest" taifenin daha şimdiden tedirgin olduklarını görebilirsiniz. Kendisini "Cihanşumül" Bir davanın eri olarak ifade eden ve tüm Dünya mazlumlarının sesi olan bir Dünya liderinin, birlikte çalışacağı isimleri belirlerken, kişileri değil, kişilikleri ve liyakatı ön planda tutacağından benim şahsen en küçük bir şüphem dahi bulunmamaktadır. Sonuç itibarıyla, Türk milleti Cumhurbaşkanına sonuna kadar güvenmektedir ve ölümüne yanındadır. Hal böyle iken, Sayın Cumhurbaşkanının verdiği kararları eleştirmek yerine, anlamaya çalışmak daha makul değil midir?

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin