Merve Tanrıöver

Merve Tanrıöver

BU NASIL BİR DİZİDİR Kİ!...

Sözde Gaziantep’in reklamını yapacak diye, basit  senaryolu dizilere bu kadar övgü yağdıranları anlamak mümkün değil.Reklamın iyisi kötüsü olmaz demeyin.Kötü reklam gerçektende kötüdür.Getirisi değil aksine  götürüsü olur.

Yeni vizyona giren,albenili reklamları yapılan ”Benim Adım Melek” ve daha önceki dizilerin hepsinin konusu neredeyse aynı; İtilip kakılan eğitimsiz kadınlar,ağalık sisteminde  yaşamaya çalışan aileler,astığı astık kestiği kestik merhametsiz babalar,hanım ağa görünümlü analar, fi tarihinden kalma sözde tarihi yapılı evler,traji komik hayatımızda olmayan töreler,mafya görünümlü ahaliler…

Yani günümüzde yaşadığımız gerçek Gaziantep  sizce de bu mudur?Yoksa biz başka bir yerde mi yaşıyoruz.

Benim adım Melek’te sözde tarihi mekanlar çekiliyor ama akıllarda sadece damadı düğün günün başka adam için bırakıp kaçan,  sonrasında kuyruğuna baka baka geri dönen bir kadının kendisini af ettirme mücadelesi kalıyor…

Bundan önceki Gaziantep  konulu dizilerdeki kadın modellerinden ne farkı var şimdi?  Gülperi adlı dizinin Gaziantep açısından vehametini hatırlamak bile istemiyoruz. Neydi o konunun kötülüğü,oyuncuların yapmacık konuşmaları öyle?

Gaziantep kadınları dizlerde sunulduğu gibi mi gerçekten?

Siz bir Gaziantepli olarak üçüncü sınıf konulu dizileri beğenebilirsiniz, alkışlayabilirsiniz  ama   bir Antep gelini olarak  özelliklede kadını aciz,cahil ve  boğun eğen bir anlayışla sunmaya  çalışan hiçbir yapımı beğenmiyorum .Tasdikte edemiyorum.
Alışılmışın aksine,kalite kokan hatta dünyada yer alabilecek,ses getirecek bir yapımda da olabilecek özenli  Gaziantep  senaryosu en güzel nasıl anlatılabilir, minik bir örneğini sunayım ;

GEÇMİŞTEN GELEN ÖLÜM

Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümünün   başarılı akademisyenlerinden Dr. Hale, bir gurup asistanı ile Dülük Antik Kentte araştırma yaparken, şimdiye kadar rastlanılmamış  gizli bir mezar odası  bulurlar.Ve olaylar bundan sonra sürekli artan aksiyonu ile birlikte gelişmeye  başlar.Çünkü  mezar odasında girildiğinde bulduklar tabut bir çocuk krala aittir ve çalışmaya katılan  ekiptekiler bir bir ortadan kaybolmaya başlamışlardır.Kaybolan öğrencilerden birisinin büyükbabası da Halfeti ilçesinde yaşamaktadır ve bölgeye dair çok önemli sırlar bilmektedir.Dr. Hale ve ekibi hem bu sırların peşine düşerlerken, hem de kaybolanların akıbetlerini bulmaya çalışırlar.Bu bölgeyi araştıran Amerikalı bilim adamı Richard’ın  kayboluşlar ilgisini çeker ve ekibi ile Gaziantep’e gelir.Çünkü daha önceden yaptığı kazılarda Antep de ki mezarlara uzanan  bazı önemli sırlara erişmiştir.

Bu arada dizinin görsellerin de de bol bol Zeugma,Göbekli Tepe,Saklı Bahçe,Halfeti ne varsa bol bol kullanılır.Hem akıcı konu işlenirken hem de bol bol gizli tanıtım yapılır.Hatta gastronomi bile es geçilmeyerek Amerikalı ekiple birlikte  yemeklerimizin reklamlarına devam edilir.

Verilen mesajlarda;Başrol oyuncusu Gaziantep’ li başarılı   akademisyen bir kadın.Yani kadınlarımızın okumuşu da var!Mekanların geçtiği yerler ise,dün ve bugün olarak  güzel adına ne varsa hepsi kullanılmaktadır.

Dizi de illaki aşk ta olsun diyorsanız, bu kadar gerilim içerisinde Amerikalı hocayı bizim hoca ile baş göz ettik mi oldu  bitti…

GÜNÜN SÖZÜ

Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim;
Bugün ise bilgeyim, kendimi değiştirdim.
-Hz.Mevlana

TEBESSÜM

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar :
 -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk.Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
Sıra Türkiye ye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama bir şey bulamadık.Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin