Asiye Özışık

Asiye Özışık

DÜŞÜNCE VE RUHUNDAKİ ENGELLERİ KALDIR .!

Sağlıklı ol, yada engelli ol ne fark eder, her insan, Allah'ın yer yüzünde yarattığı  en kıymetli ve en değerli varlıktır. Allah insanı eşref-i mahlukat olarak yarattı, insanların en şereflisi, kainatın halifesi.

"Allah sizin sûretlerinize ve servetlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize (îman veya inkâr halinize) ve amellerinize bakar" Buyruldu Kur'ân ve hadislerde.

Engellide doğabiliriz, engellide olabiliriz.Yarının ne getireceği meçhul, hor görüp dışlayanların kendisininde engelli adayı olmayacağı garantisi varmı ?

Çevremizdeki engelli kadeşlerimizin dertlerine ortak olabiliyorsak insanızdır. Acı duyabiliyorsak canlıyız.

Allah (c.c.) “Şüphesiz yer yüzünde yürüyen canlıların  Allah katında en kötüleri akıllarını kullanmayan sağırlar, dilsizlerdir.”(Enfâl, 8/22). Buyurdu, fakat buradaki bahsedilen engel mecazidir.Ruhtaki engelden, aklı olup idrak etmeyenleri uyarıyor.

Kur’anı kerimde “Hastaya güçlük yoktur” buyruldu

Savaşa katılma konusunda ve diğer dîni görevler konusunda da hasta ve özürlü kimselere ruhsat vardır.

Dinimizde bireylerin ancak güçlerinin yettiği şeylerden sorumlu tutar. Bu sebeble özürlü, engelli ve hasta olanlar ibadetleri güçleri nispetinde yerine getirebilirler.

Namazı ayakta kılmaya gücü yetmeyen bir yere yaslanarak, buna da gücü yetmeyen oturarak, buna da gücü yetmeyen sırt üstü ve yanı üzerine yatarak ima ile kılabilirler.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Görme özürlü bir sahâbîden söz ederken, ona “basîr” (basîretli, iyi gören) demiştir ve diğer sahabilerden ayırt etmediği gibi onlara daha önem vermiştir.

Yaratılış ve temel haklar açısından insanlar arasında fark yoktur.Allah, insanları fizik yapıları, güzel çirkin, engelli veya engelsiz oluşlarına göre değil iman, ahlak, takva veya inkar, isyan ve zulüm açısından değerlendirir.

Allah katında en üstün insan en muttakî insandır.

Hasta, Özürlü, engelli olan insanlar, ibadetlerini ancak güçleri nispetinde yaparlar. Bu kimselere dînî her türlü kolaylık sağlanmıştır. Aklî melekesini yitirenler ise ibadetle sorumlu değillerdir.

İnsan, hastalıklarla, ölüm ve hayatı ile imtihan edilir. Bazen nimetlerle bazen de musibetlerle imtihan olur.

Başına gelen her sıkıntının müsebbibi kendisi olmayabilir. İlâhî imtihanın yanı sıra, anne-baba ve toplumun da ihmal ve kusurları olabilir. Hastalıklarına tedavi olmak, dertlere çare aramak Allah ve Peygamberin emridir.

Engelli yoktur, esas engel ruhtaki vicdandaki engeldir.

Dar düşünce, dar zihniyetlerin hastayı, yaşlıyı, engelliyi ötelemeleri onların düşünce engelli olduklarının delilidir.

Ruhumuzdaki tüm engelleri kaldırıp, vicdani muasebe yaparak, onların dertlerine ortak olabiliyorsak, dinleyip önem veriyorsak, insanızdır, işte o zaman Peygamber Efendimizin izinden gidiyoruz demektir.

Sevgi, saygı ve anlayışlı bir toplum olabilme duasıyla, gönlünüzdeki çiçekler hiç solmasın

Selam ve Dua ile kalın

Yorumlar

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin