Doç.Dr.Berna BALCI İZGİ

Doç.Dr.Berna BALCI İZGİ

Koronivirüs Virüs ve Ekonomiye Etkisi

Bir ülkede ekonomik, sosyal, teknolojik ve bölgesel alanlarda birbirinden farklı iki ayrı kesimin (geleneksel ve modern) olması bir tür düalizmdir. Bunu dünya ekonomileri için düşündüğümüzde düalizmin azgelişmişlik ve gelişmişlik şeklinde ortaya çıktığını görürüz. Korona virüs meselesinin ortaya çıkması ile birlikte gündem oluşturması, bu ikili yapının devamlılığına hizmet etmesi  istendiği için olabilir mi? Bu sorunun cevabını vermek için biraz zaman geçmesi gerekecek gibi görünüyor. Ancak Çin’deki birçok iş fuar ve organizasyonlarının ertelenmiş olmasının getireceği iş kayıpları söz konusu olacaktır.  Çünkü düalizmin ortaya çıkış nedenlerinden birisi sömürgecilik faaliyetleri ve diğeri de ulaşım olanaklarına, hammaddeye, pazara ve işgücüne yakınlık. Bu da bugünün dünyasında rekabet şartlarını belirleyen iki ana unsur. Bu nedenle böyle bir salgının ortaya çıkması küresel anlamda bir iş kaybına yol açar. Önemli olan hangi ülkenin bundan daha az zarar göreceğidir.

2019 yılını geride bırakırken en çok konuşulan konulardan biri ABD-Çin ticaret savaşları idi. 2020’nin başında ise tarafların gümrük vergi indirimleri konusundaki taahhütlerini değiştirmeleri şeklinde başlayan süreç ve Çin’in aşırı yüksek ekonomik büyüme oranlarından  (%6’lar) bahsediliyordu.  Ancak Korona virüs virüs salgınının çıkmasıyla birlikte bütün gündem bir anda değişti.
2000’li yılların başında SARS virüsü, 2010’ların başında MERS ve bugün Korona virüsü benzer ölümcül etkiler taşıyor ancak ölüm oranının %2 olduğu söyleniyor. Ancak 50 yaş ve altındakiler için ölüm oranı azalıyor (binde dört). Öyleyse niye bu kadar çok Korona virüs konuşuluyor. Şu sebeple, salgın olduğu için. Bir tür grip virüsü olan Korona virüs,  öncekilerden farklı olarak hızlı  bir şekilde zatürreye yol açma özelliğine sahip. Tıp doktorları yaşlı grupların daha fazla risk altında olduğunu söylüyor. Normal şartlarda kış aylarındaki enfeksiyonların  %10-35’ine bu Korona virüslerin yol açtığı söyleniyor. Oluşan algı açısından uçuşların ve seyahatlerin durdurulması ve azalması yönü ile bakıldığında bir etkilenmişlik söz konusu olsa da bunun bir komplo teorisi olduğunu söyleyenler de var.  Önümüzdeki dönemi tam olarak bilmemekle birlikte geçtiğimiz şubat ayında Çin’de günlük vaka sayılarının 300’e düştüğü ancak başka ülkelerde virüsün görülmeye başladığı belirtildi. Güney Kore’de vaka sayısının 1000’e yaklaştı. Komşu ülke İran ve İtalya’nın adı geçiyor.

Çin’de dün itibarı ile bu virüsten dolayı ölen insanların sayısının 2700 civarında olduğu belirtildi. Ancak salgının sağlık boyutu havalimanlarında maskeyle dolaşan insanları görmek açısından ne kadar ürkütücü ise ekonomik boyutu da bir o kadar ürkütücü olabilir. Küresel gsyih’nın %0,6 daralması bekleniyor. Çin’de birçok işyerinin kapatıldığı ve üretimlerin durma noktasına geldiği söyleniyor. Starbucks’ın 2000 işyerini kapattığı söyleniyor. Ancak Çin Hükümeti hastalık nedeniyle oluşan kayıpları telafi edecek gibi görünmüyor. Çalışamayanların maaş alamayacak olması düşünülünce kısmen üretim kayıpları bertaraf edilebilir. Bu çerçevede sebze ihracatında Türkiye’ye kayan siparişler olacağı söyleniyor.

Dünya ekonomisini en fazla etkileyecek bir diğer sektör kuşkusuz turizm olacaktır. Çünkü Çin turistler her yıl dünya ekonomisine en fazla katkı sağlayan grupların başında geliyor. Geçtiğimiz yıl itibarı ile 258 milyar dolar dünya ekonomisine gelir sağlaması söz konusu. Türkiye açısından Avrupa ülkelerinde de virüsün çıkması nedeniyle Çin’den doğan açığın kapatılması mümkün olur mu bilinmez.

Piyasalar açısından gerek virüs gerekse küresel konjonktürdeki yavaşlama nedeniyle borsalarda başta ABD borsaları olmak üzere düşüş söz konusu. Petrol fiyatlarında bir düşüşle (Brent petrolün varili dün yüzde 4'e yakın değer kaybederek 55.7 dolara düştü) birlikte tek yükselen piyasa altın piyasası oldu. Altının ons fiyatı dün gün içinde yüzde 3 yükselişle 1691 doları gördü.

Sınır kapılarını kapadığımız İran ile olan ticari ilişkiler açısından ise Türkiye’nin ticaret hacmi gerileyebilir. Türkiye geçen yıl 2 milyar 315 milyon dolarlık ihracat yaptığı İran’dan 3 milyar 270 milyon dolarlık da ithalat gerçekleştirdi. Türkiye’nin 2019’da İran’a yaptığı ihracatın yaklaşık yüzde 25’ini 532 milyon dolarla kimyevi maddeler grubu oluşturdu(Dünya Gazetesi,25 Mart).

Kaynak:Dünya Gazetesi, 25 Mart.

Çin tedarikçi olarak dünya ekonomisinin %30-40’ını tedarik eden bir ülke. Hazır giyimde birinci ve üretimde de öncü olduğu sektörler var. Diğer taraftan Korona virüs medikal sektörü, ilaç ve tıbbi maske üreticilerinin yüzünü güldürebilir. Bu anlamda siparişlerin Türkiye’ye kayması yönü ile bir değişim söz konusu olacak. 2-3- milyar dolar arasında siparişlerde artış bekleniyor. Bu noktada ürün ve müşteri memnuniyeti açısından özenli olunmalıdır.  Yine Türkiye açısından Çin, maden ihraç ettiğimiz bir ülke ve  1 milyar dolara yakın doğal taş ihraç ediyoruz. Mobilya sektöründe Mart ayında Çin’de yapılması planlanan bir fuarın ertelendiği belirtildi. Bu çerçevede yaklaşık 1 milyar dolarlık siparişin Türkiye’ye kayması bekleniyor. Bu nedenle 2020 yılı, birçok sektörde Türkiye ekonomisi için fırsatların arttığı bir yıl da olabilir.

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin