Fatih Gözüaçık

Fatih Gözüaçık

ÖĞRETMENİN DERNEK VE SENDİKA ÜYELİĞİ ANAYASAL HAKTIR ENGELLENEMEZ

Geçen günlerde özel okullarda çalışan bazı öğretmen arkadaşlardan yöneticilerinin kendilerine dernek ya da sendikaya üye olmamaları konusunda baskılar yaptığını duymaktayım. Hatta bazı öğretmen arkadaşlar ile sırf özel kurumlarda çalışan öğretmenlerin haklarını korumak için kurulan dernek ve sendikalara üye oldukları gerekçesiyle sözleşme yenilememekle tehdit edildiklerini söylemekteler. Dernek ve sendikalara üye olmak anayasal bir haktır. Hiçbir kurum öğretmenlerine bu kurumlara üye oldu diye onlara baskı yapamaz, işten çıkarmakla tehdit edemez, mobbing uygulayamaz. Bu yazımda iş hayatında hemen hemen her sektörde yaşanan çoğumuzun maruz kaldığı, özel sektörde çalışan öğretmenlerin sıklıkla maruz kaldığı; kurum sahipleri, idareciler veya iş arkadaşları tarafından eğitim personeline yönelik uygulanan mobbinglerden bahsedeceğim. Hukuken mobbing; iş yerinde çalışan kişilere karşı aynı iş yerinde bulunan bir veya birden fazla kişi tarafından uygulanan psikolojik taciz, hedef alınan kişi ya da kişilere yönelik devam eden; onların çalışma konusundaki motivasyonunu kıran psikolojik olarak onları yıpratan olumsuz tutum ve davranışlardır. Yapılan işlerin sürekli eleştirilmesi, sözün devamlı kesilmesi, yüzüne karşı ses yükseltilmesi ve azarlanması, mağdurun kendini göstermesinin ve ifade etmesinin kısıtlanması, bakışlar, mimikler ile ilişki kurmanın zorlaştırılması, özgüvenini kırıcı işler yükletilmesi, özleşme yenilememe veya işten çıkarılmayla tehdit etmek ve daha fazlası.

     Gerçekten de hem Dernek yöneticisi olmam hem yıllardır özel okullarda çalışmam hem gazetecilik kimliğimden olsa gerek bu mobbingle ilgili birçok olaya şahit oldum. İyi de diyelim ki çalışanın artık canına tak etti her şeyi göze aldı peki kendisine mobbing uygulandığını nasıl ispat edecek? Bu konuda Yargıtay tarafından istisnai kurallar getirilmiştir. Buna göre öğretmenin mobbinge uğradığını gösterir emareler sunması halinde, ispat yükü yer değiştirerek işverene geçmektedir. Yani çalışanın okulda ya da kursta ya da başka bir iş yerinde maruz kaldığı baskıya ilişkin basit emareler sunması, iddialarında gerçekçi olması yeterlidir. Zaten yukarıda söylediğim gibi ispat yükü el değiştirerek; işverence mobbing teşkil eden davranışlar uygulanmadığı ispat edilmek durumunda kalacaktır. Konu ile ilgili istikrar kazanmış Yargıtay Kararı şu şekildedir;“Mobbingin varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, ayrıca mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmayacağı; davacı işçinin, kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesinin yeterli olduğu, işyerinde mobbingin varlığını gösteren olguların mahkemeye sunulması halinde, işyerinde mobbingin gerçekleşmediğini ispat külfetinin davalıya düştüğü; tanık beyanları, sağlık raporları, bilirkişi raporu, kamera kayıtları ve diğer tüm deliller değerlendirildiğinde mobbing iddiasının yeterli delillerle ispat edildiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir….” (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2020/230 E.  2020/1601 K. 04.02.2020)

        Kamu olsun özel sektör olsun her türlü meslek grubunda mobbing uygulanabilmektedir. Fakat özel sektörde çalışan öğretmenler için bu durum içler acısı. Ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, angarya işler uzun çalışma saatleri bir yana dursun yöneticiler tarafından uygulanan mobbingler nedeniyle birçok öğretmenimiz asli görevleri olan eğitim ve öğretim faaliyetlerini yapamaz duruma geldiler maalesef. Galiba bunu yapan kurum sahipleri ya da yöneticiler mobbingin suç olduğunu bilmiyorlar, aynı şekilde mutlu öğretmenlerin öğrenciye daha faydalı olacağını tam anlamıyla kavrayamamışlar. Bana gelen mesajlarda öğretmen arkadaşlar; kendilerine evli olup olmadıklarının, evlilerse çocuk sahibi olmayı düşünüp düşünmediklerinin, herhangi bir dernek ya da sendikaya üye olup olmadıklarının sorulduğunu söylemekteler. Aynı şekilde öğretmenler anayasamıza aykırı olmasına rağmen kendi işleri dışında afiş asma, broşür dağıtma ev ziyaretlerine katılma gibi birtakım işlerde çalıştırılmakta buna zorlandıklarını söylemekteler. Artık öğretmenler için bu durum o kadar rahatsız edici bir hal aldı ki, öğretmenler kendi aralarında örgütlenmeye başladılar. Bu amaçla dernekler sendikalar kuruldu. Ulusal basında sıkıntılar dillenmeye başladı. Öğretmenler kurum sahipleri ya da müdürlerin iki dudağının arasında çıkacak sözlere bağımlı olmamalılar. Bu konuda öğretmen lehine yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması gerekli. Buradan özel sektörde görev yapan öğretmenlere de çağrım; Korkmayın sorgulayın size haksızlık yapıldığını düşünüyorsanız buna karşı gelin.
Eğer mobbinge maruz kaldığınız inanıyorsanız yasal haklarınızı aramaktan geri durmayın. Sonuçta kazanan siz olacaksınız emin olun.

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin