Asiye Özışık

Asiye Özışık

ÖLÜYE SAYGISI OLMAYANIN DİRİYE SAYGISI OLUR MU

“Yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim. Amma yere düşen insanı tekmeleyen, çiğneyen çok kişi gördüm” diyor bir akademisyen…

Ne kadar da doğru söylüyor ilgili akademisyen.

Evet! Bizler ekmeği öper başımıza koyarız. Fakat aynı değeri maalesef hasta, yaşlı, düşkün ve mazluma nedense göstermeyiz.

Gerçekten ekmeğe gösterdiğimiz hassasiyeti yardıma muhtaç insanlara gösterebiliyor muyuz?

Ekmeğe gösterilen hassasiyetin nedeni nimet olması…

İyi ama ekmek nimettir de insan nimet değil midir?

Ekmek cansız bir madde iken bunca saygı ve hürmeti hakkediyor da gören, duyan, düşünen ve algıladıkları arasında yeni denklemler kurup kainata hükmeden bir varlık daha fazla saygı ve hürmeti haketmez mi?

Ki o ekmeği de nihayetinde belli işlemler sonucunda yapıp ortaya koyan insan iken…

İnsan bir noktada mimar ekmek ise mimarın inşa ettiği bir ev…

Öylesine acaip bir haldeki insan, mimara göstermesi gereken saygıyı mimarın inşa ettiği eve gösteriyor.

Belki de bu bakış açısındandır ki aynı mantıkla eser olan insana tüm saygı ve hürmetimizi gösterirken insanın mimarı olan Allah’a da aynı saygısızlığı yapıyoruz.

Ekmek ve İnsan…

Ev ve Mimar…

İnsan ve Allah…

Zincirleme ilişkiler ağı.

Birbirine muhtaç ve biri diğerinin sebebi veya sonucu olan ilişkiler.

Şöyle düşününce bir de ne göresin!

Bir kimsenin ekmek ile insan arasında kurduğu saygı ve hürmet dahi o kimsenin Allah ile evren arasında kurduğu bağın şeklini göstermeye kafi…

Tabi ki görene…

***

İnsanın özü temizdir, temiz bir fıtratla dünyaya gelen insan, hilkatin özü, kainatın özetidir.

Allah (c.c.) insanı en güzel ve en özel bir varlık olarak yaratmıştır. Hiç bir varlıkta bulunmayan üstün meziyetlerle donatmış, bütün nimetleri emrine musahhar kılmıştır.

İnsana saygı kısaca tüm canlılara saygı ve haklarına riayet nasıl vacip bir görevse, ölüler için de aynı durum geçerli degilmidir.

Ölülere saygı konusunda, islam bize daha dikkatli olmamız gerektiğini telkin ederken, azmış insanlık, zalim gaddarane merhametsizce yakılmış parçalanmış cesetleri mezarları çiğneyenlerin nasıl vahşice bir karektere dönüştüğünü gösterir.

Bozulduğu zaman insandan daha korkunç yaratık yoktur diyor Sofokles.

Dirilerle helallaşmak mümkündür fakat ölülere hakkını helal ettirmek ise, söz konusu dahi olamaz.

Ölülerin haklarını çiğnemek, dirilere verilecek zarardan çok daha tehlikelidir.

Günümüzün sosyal medya ve selfi çılgınlığı değil dirileri, artık ölülerle selfi çekilmeler, mezarlıkta mezar taşlarına sarılıp fotojenik çekimler, bir tarafta vefat edenin yakınları hüzne boğulup ağlarken tabutun diğer tarafında pişmiş kelle gibi sırıtıp selfiler çekip poz vermeler insanlığımızın ne derece vahim bir durumda oldugunu yansıtıyor .

Bu gibi insanları görünce umutsuz vaka olduğunu anlasak da yinede içimizi karartmadan gelecek nesillere umut ekelim ve Hakka riayet eden nesiller yetiştirme gayretine girelim.

Ölünün de dirininde hak ve vazifeleri bilinip saygı gösterilmesi, huzurlu bir cemiyetin doğmasına ve yaşamasına vesile teşkil etmektedir. Bir toplumda hak tanınmaz ve hak ve hukuka riayet edilmezse, insanların birbirlerine güvenleri saygıları kalmaz ve birbirlerinin kardeşi olması gereken insanlar, gözleri oyan ve cinayetler işleyen saldıran bir çakal sürüsü haline gelirler.

İnsan; değer üreten, isteyen, eğiten, eğitilen, bilen, inanan, kendini adayan, sanatı ve tekniği yapan, özgün olan, sayan, seven, konuşan, Hakk’ı bilip hakka riayet edendir,

Şemsi Tebrizinin sözüyle “Hayatta her şey olabilirsin, fakat önemli olan hayatın içinde “insan” olabilmektir.” diyorum..

Selam ve Dua ile Kalın

 

 


Yorumlar

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin