Merve Tanrıöver

Merve Tanrıöver

"SARI ÖKÜZÜ VERMEYECEKTİK!!

Ormanın birinde Aslanlar toplanmış. "yahu" demişler, "hesapta kralız,açlıktan öleceğiz birader .Maymuna saldırırsak, ağaca kaçıyor;
Fillere saldırsak, fazla büyük.Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor,balık yakalayacak halimiz de yok...Ne yapsak?
Bir tanesi "en iyisi, öküzlere saldıralım" demiş,

"iri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!"
Olur mu? Olur.Hücum!

Ama evdeki hesap çarşıya uymamış;
Öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer..

Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.
Aslanlar açlıktan ölmek üzereler.
Ne yapsak, ne yapsak?diye düşünüp "en akıllı olan tilkiye danışalım" demişler.
Tilki "kolay" demiş,"beni öküzlerin yaşadığı toprakların prensi yapın,işinizi halledeyim..."
Aslanlar hemen kabul etmişler.
Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş,"saygıdeğer öküzler" diye söze başlamış:

"Aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar.Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o.Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü,kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!!"

Öküz heyeti düşünmüş taşınmış,"bana dokunmayan yılan bin yaşasın" Mantığıyla,verivermişler sarı öküzü aslanlara..

Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün ....

Tilki gene gelmiş.
"Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz" demiş.
Ve eklemiş:"ama şu var ya benekli öküz, benekli öküz.O burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş.Canları çekiyor, verin, kurtulun!"
Öküz heyeti düşünmüş,"otlağın selameti için "teslim etmişler benekli öküzü de..
Üç gün, dört gün...
Tilki gene gelmiş.
Kuyruğu uzun olanı...
Burnu beyaz olanı...
Tombul olanı...
Tek tek alıp, gitmiş.
Otlak seyrelmiş, semirmiş aslanlar.
Günlerden bir gün... Artık tilki gelmemiş! Gerek kalmamış çünkü.
Doğrudan aslan gelmiş."Hanginizi istiyorsam,canım çekiyorsa onu vereceksiniz,adamı hasta etmeyin" demiş.
Otların arasında tir tir titreyen,tek tük kalmış öküzler,akılları başlarına çok geç gelmiş olarak "KEŞKE SARI ÖKÜZÜ VERMESEYDİK!" demiş ama iş işten geçmiş.
İşte Öküzlük böyle bir şeydir...

Bu hikaye sebebiyle,dünyaca ünlü alman şair ve tiyatro yazarı Bertolt Brecht akla geliyor...Bir şiirinde aynen şunları yazmıştı:
"Naziler önce komünistleri tutukladılar;
"Komünist değilim" diye ses çıkarmadım.
Sonra Yahudileri tutukladılar,
"Yahudi değilim" dedim, sesimi çıkarmadım.
Sosyal demokratları tutukladılar,
"Savunmak bana mı kaldı" dedim, sesimi çıkarmadım.

Sıra bana geldiğinde ,etrafta tutuklanmama ses çıkaracak kimse kalmamıştı!"
ABD’nin sözde bölge güvenliği adı altında Arap baharı ateşini tetikleyerek cehenneme çevirdiği bölgemizde son oyununu İran’da oynamaya başladı.Yıllarca içten içe devrime karşı fitlediği İran halkını şimdi de direkt hükümete isyan ettirmeye başladı.Rusya,Çin ve Hindistan ile yakın olan İran en zor ve elde edilmesi iken halkı isyanlara sürüklemek,içten işi bitirmek şeytanca ve haince.Her kim yanı başında yaşananlara duyarsız kalıp bir gün sıranın kendine gelebileceğini hesap etmezse çok ama çok yanılır.
İran’dan sonra sıranın kimde olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Çok geç olmadan akıllar başa alınıp,etrafta olup bitenle ilgilenme zamanıdır.Yoksa yarın çok geç olabilir..
O HALDE NEYMiŞ
 ÖKÜZLÜĞÜN ALEMİ YOK !

GÜNÜN SÖZÜ

Yüz daha versen yüz uman yüzler bilirim
Yokuşlara kardeş olan düzler bilirim
Dünya öküzün üstündedir derler amma;
Dünyanın üstünde nice öküzler bilirim...
N. Fazıl Kısakürek

TEBESSÜM

Rus fizikçiler, yerin 100 metre altında bakır tel bulduklarını, bunun ise atalarının bundan 1000 yıl öncesinde telefon şebekelerinin olduğunu kanıtladığını duyurdular.

Bu olaydan 1 hafta sonra Amerikan gazetelerinden cevap geldi. Amerikan bilim adamları, yerin 200 metre altında 2000 yıl öncesine ait fiber optik hatlar bulduklarını, ve bunun, Amerikan toplumunun,
Ruslardan 1000 yıl önce gelişmiş dijital haberleşme sistemlerini kullandığının kanıtı olduğunu söylediler.

Bir hafta geçmeden Türk gazetelerinden cevap geldi. Türk bilim adamları yerin 500 metre altına kadar kazdıklarını ve hiçbir şey bulamadıklarını, bunun ise atalarının 5000 yıl öncesinde mobil telefon ve kablosuz iletişim sistemlerine sahip olduklarının kanıtı olduğunu söylediler..

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin